Hayat, vicdan rahatlatmalar ve kanıksayışlarla ilerler
dostum. Ötesini berisini uyduran kesinlikle sana büyük yalanlar söylemiş olur.
Ki, bulunduğun konuma ve kıvrımsız beynine de bakılırsa, doğru sandığın çoğu
gerçekliğin düpedüz yalan olduğunu fark etmek o kadar da güç degil. Medeniyet
ve medenilik üzerinden yaptığın aptalca şeylere ise hiç değinmek istemiyorum,
çoğu gecesi aynı “hayvani” hareketlerle geçen ve geçemediği günlerde ise
kasıklarıyla düşünen sen, hakikaten, ne diye var oluyorsun? Her şey, gerektiği
kadar hatırlanmalıdır der ve usul usul savunursun bunu değil mi? Camus’nün
anlattığı Clamence’tan daha da düşük olduğunu idrakın, ölümünden daha erken
olmayacak herhalde. İnsanların sana giydirdiği maskeleri gece sonunda usul
usul çıkarırken, o çirkin ruh karşısında senin de miden bulanmıyor mu?
Bulanmalıydı dostum, bulanmalıydı. Herkes uyurken ve sen sonsuz kez yalnız ve
bir o kadar da “sen”leyken, kendinden kaçamazken, yaptıklarına bir bak. Ya da her neyse, pek de anlatmanın bir manası
yok. Bir cümle okudun zaten, biliyorum. Belki dikkatini çekebilirsem iki olur;
ama bir asla iki olmaz. Her neyse, anlamazsın, bitiriyorum.
Hayat, vicdan rahatlatmalar ve kanıksayışlarla ilerler
dostum. Bunu öğren. Ya da öğrenme; unut, bunu kanıksa.
Elveda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder