rabbim kaç ölüm bir şiir ediyor
en azından bunu konuşamaz mısın?
yakınlarındaki adamları öldüresiye,
kelimeler fırlatacağım yoksa şakaklarına!
pişmanlık kokacak tüm sokaklar,
muhakkak yağmur düşecek şehre
ve bilirim, kısmasaydı altını
yalnızlığının, vazgeçilmez olacaktı
dudaklarında.
peki ben ne olacağım şimdi rabbim?
rabbim yine de ışık çok iyi şu an
kızın yüzünde, biliyorum
rica etsem bir fotoğraf ulaştıramaz mısın?
bundan sonra kedileri daha
çok seveceğim böylelikle, inan.
kitap okumak da artık günah
olmamalı bence rabbim,
kız epey okuyor zira, biliyorsun.
ve ben de kötü bir adam olamam,
değil mi, ben
işe hep vaktinde gidiyorum
görüyorsun!
kendimi gördüm göreli ben
hep mi hep o'na bakıyorum rabbim,
türlü türlü şeyleri legalize ediyorum
o'nu sevmek en tepeden dahil!
lümpenim lümpensin
ama en çok da kız lümpen rabbim!
Cuma, Mart 07, 2014
Pazar, Şubat 16, 2014
ix.
ben seni bir kez okuyarak
çok yerlere vardım Saliha,
görmeliydin. cümleleri nesnesiz
belki biraz da öznesiz bıraktık
böylelikle "seviyorum" dendi bir kez
hâlâ kulaklarımda, büyük komplo
sana varsaydık savaşlar biterdi
en azından yüreklerarasında.
sayfaca fazlalardı ve ellerinde
kelimeleri vardı cümlesi
hiç kurulmazdı belki de
belki de nice beterleri
kelimelerime derhal su verin!
böylelikle değerdim belki saçına
kokusunu duymam görürüm belki.
belki büyüyünce anlardık
ne dememek istediklerini.
biz büyüdükçe ama
ellerin kadar güzelce büyüyünce
yani şiir gibi diyorum,
anlasana!
gri topraklar örttüler üstümüze.
ve ben,
ne kadar düzenli telefonlar etmiyorumdur
muhakkak sana,
ne çok acı var!
çok yerlere vardım Saliha,
görmeliydin. cümleleri nesnesiz
belki biraz da öznesiz bıraktık
böylelikle "seviyorum" dendi bir kez
hâlâ kulaklarımda, büyük komplo
sana varsaydık savaşlar biterdi
en azından yüreklerarasında.
sayfaca fazlalardı ve ellerinde
kelimeleri vardı cümlesi
hiç kurulmazdı belki de
belki de nice beterleri
kelimelerime derhal su verin!
böylelikle değerdim belki saçına
kokusunu duymam görürüm belki.
belki büyüyünce anlardık
ne dememek istediklerini.
biz büyüdükçe ama
ellerin kadar güzelce büyüyünce
yani şiir gibi diyorum,
anlasana!
gri topraklar örttüler üstümüze.
ve ben,
ne kadar düzenli telefonlar etmiyorumdur
muhakkak sana,
ne çok acı var!
Cuma, Şubat 07, 2014
vi.
meşhur dazz javulcusu ölüyor kulaklarımda
gömmemek gerekirdi yağmuru toprağa
tüm şehir ağla ister böylelikle
kaç kulaç uzaklaşabildin
gönüller-arası bu savaşında?
kazanmak her zaman da biraz kaybetmektir
bütün sokaklar bunu haykırır şimdi,
isa biliyor, şeyhin kulaklarında.
~
dünyaya gelmek bile
tam tamına on asırlık cevap hakkı ediyor
Saliha, zamansız alıyorlar elimizden
binlerce ölmek yapar her şeyi toprağa
ama her şeyi toprağa gömmek.
işte bu müzikler hep derin karanlık eder
tüm kitaplar yeniden yazılır,
denklem sağlama alınır, biri daha ölür
methiyeler düzülmez arkamızdan
en azından bana öyle gel-eeyore!
ve ben son kez gözlerinde-n
d-
üşü
yor
um.
eeyore'a.
gömmemek gerekirdi yağmuru toprağa
tüm şehir ağla ister böylelikle
kaç kulaç uzaklaşabildin
gönüller-arası bu savaşında?
kazanmak her zaman da biraz kaybetmektir
bütün sokaklar bunu haykırır şimdi,
isa biliyor, şeyhin kulaklarında.
~
dünyaya gelmek bile
tam tamına on asırlık cevap hakkı ediyor
Saliha, zamansız alıyorlar elimizden
binlerce ölmek yapar her şeyi toprağa
ama her şeyi toprağa gömmek.
işte bu müzikler hep derin karanlık eder
tüm kitaplar yeniden yazılır,
denklem sağlama alınır, biri daha ölür
methiyeler düzülmez arkamızdan
en azından bana öyle gel-eeyore!
ve ben son kez gözlerinde-n
d-
üşü
yor
um.
eeyore'a.
Pazartesi, Şubat 03, 2014
iv.
olağanüstü ilan hallediliyor
müzik başlıyor, gramofon sahte.
kitaplar dolusu cümle aramıza giriyor
ekseninde devriliyor yağmur
ve sen
ne de güzel giyiyorsun
gri gökyüzünü üzerine.
meşhur eklenince ismin başına
dükkan daha çok iş yapıyor diyor
esnaf sahi,
seni öyle meşhur seviyorum ki!
müzik başlıyor, gramofon sahte.
kitaplar dolusu cümle aramıza giriyor
ekseninde devriliyor yağmur
ve sen
ne de güzel giyiyorsun
gri gökyüzünü üzerine.
meşhur eklenince ismin başına
dükkan daha çok iş yapıyor diyor
esnaf sahi,
seni öyle meşhur seviyorum ki!
Cumartesi, Ocak 18, 2014
tostmodern şiir
yine senin kadar sürreal
uyanamadım ben bu sabah Saliha.
pes edip son derece tostmodern bir
kahvaltı hazırladım.
fularlı hanımefendiler ne derler bilmem amma
çayı demleyen annem son derece
başarılı buldu, görmeliydin.
bir kutu meyve suyunun nasıl üç lira
ettiğini uzun uzun konuşmadık bu sefer
de - seninle, bu arada.
biraz senleşip
iki günde tam yedi
kitap okudum desem yine de
tasvir edemem içimdeki sıkıntıyı
Saliha,
yine de kelimelerinden
büyük büyük şatolar inşa ettim.
üç gün sürdü gün ışığını bulmak,
aklıma dolanıyordu saçların.
uyanamadım ben bu sabah Saliha.pes edip son derece tostmodern bir
kahvaltı hazırladım.
fularlı hanımefendiler ne derler bilmem amma
çayı demleyen annem son derece
başarılı buldu, görmeliydin.
bir kutu meyve suyunun nasıl üç lira
ettiğini uzun uzun konuşmadık bu sefer
de - seninle, bu arada.
biraz senleşip
iki günde tam yedi
kitap okudum desem yine de
tasvir edemem içimdeki sıkıntıyı
Saliha,
yine de kelimelerinden
büyük büyük şatolar inşa ettim.
üç gün sürdü gün ışığını bulmak,
aklıma dolanıyordu saçların.
Salı, Kasım 05, 2013
hava da çok erken kararıyor.
hangi notaya gizleyebiliriz sesini
veyalarla dolar,
hangi tasvir yeter seni anlatmaya,
adından başka.
ve sanıyorum,
yanyanadizilsede
yıkılacak kelimeler,
seni görünce karşılarında.
güneş dahi pes edecek,
yetmez yüreği,
aydınlatmaya mutsuzluklarının
karanlıklarını belli ki.
ve biz öylece söyleyeceğiz
bilemeden nedenini
"hava da çok erken kararıyor."
veyalarla dolar,
hangi tasvir yeter seni anlatmaya,
adından başka.
ve sanıyorum,
yanyanadizilsede
yıkılacak kelimeler,
seni görünce karşılarında.
güneş dahi pes edecek,
yetmez yüreği,
aydınlatmaya mutsuzluklarının
karanlıklarını belli ki.
ve biz öylece söyleyeceğiz
bilemeden nedenini
"hava da çok erken kararıyor."
Perşembe, Ekim 03, 2013
iki.
uyumadan once nefis
siirler yaziyorum ben,
Saliha gormelisin.
dunyalar kurtariyorum misralarda,
peygamber de olmak isterdim
cocukken, bilirsin.
ayni odaya farkli mi farkli
kapilardan girebilmek gibi.
kitalari dahi baglayabilirsin
birbirlerine;
birini birine baglamaksa
zor gorunur ama kork,
hakikaten zordur.
ozellikle de konu sen
ve biraz da ben olunca Saliha.
durur hala boynumda
izi ellerinin.
binaenaleyh Saliha
dolanmiyordur umarim,
depresyon hirkalarinin
gozyasinda yikanmis kollari,
tanimadigim heriflerin koynuna.
uyanmak olmasa belki,
gerek kalmazdi dunyalar kurtarmaya.
zira ne bana vahyolunuyor,
ne de sen okuyabiliyorsun
nushalarini siirlerin.
oylesine basit bir seydi bizdeki
yalnizca kan kustu seyhin.
siirler yaziyorum ben,
Saliha gormelisin.
dunyalar kurtariyorum misralarda,
peygamber de olmak isterdim
cocukken, bilirsin.
ayni odaya farkli mi farkli
kapilardan girebilmek gibi.
kitalari dahi baglayabilirsin
birbirlerine;
birini birine baglamaksa
zor gorunur ama kork,
hakikaten zordur.
ozellikle de konu sen
ve biraz da ben olunca Saliha.
durur hala boynumda
izi ellerinin.
binaenaleyh Saliha
dolanmiyordur umarim,
depresyon hirkalarinin
gozyasinda yikanmis kollari,
tanimadigim heriflerin koynuna.
uyanmak olmasa belki,
gerek kalmazdi dunyalar kurtarmaya.
zira ne bana vahyolunuyor,
ne de sen okuyabiliyorsun
nushalarini siirlerin.
oylesine basit bir seydi bizdeki
yalnizca kan kustu seyhin.
Çarşamba, Temmuz 03, 2013
kafka ve saliha'yaya
kavuşmamıza yedi durak vardı Saliha.
koca koca seneler boyu.
duraksız topraklarda da karşılaşmamıştık
sahi,
aynı kanepede bile.
tüm vakitler esas duruşta
beklerken bizi üstelik.
çok garip Saliha
ben yok olurken de Ay doğacak
sonsuz çöller üzerine.
ya da sen ölsen de
güneş asla doğmazlık etmeyecek
vasat insanlığın üzerine.
ayıbın da bu kadarı-nını.
Saliha bugün, doğum günü Kafka'nın.
eminim hatırlamazsın da
kavuşamadığımız tüm yerlerde
anıyoruz işte kendisini bi' şekil.
pasta bile kestik kendisine
sahiden
haberi olmadı Kafka'nın.
sanırım bizim bile.
Saliha bir gün doğmazsa Ay pencerende
bil ki,
tam yedi durak kadar geleceğim kapına.
ne senin haberin olacak ne de benim;
ama işte o zaman
koca koca yılları tek lokmada
götüreceğiz midemize.
çok az zaman kalacak sindirmemize.
olur da rast gitmezse
hatırla,
çoğu şeyi sindirememiştik
zaten hayatta.
koca koca seneler boyu.
duraksız topraklarda da karşılaşmamıştık
sahi,
aynı kanepede bile.
tüm vakitler esas duruşta
beklerken bizi üstelik.
çok garip Saliha
ben yok olurken de Ay doğacak
sonsuz çöller üzerine.
ya da sen ölsen de
güneş asla doğmazlık etmeyecek
vasat insanlığın üzerine.
ayıbın da bu kadarı-nını.
Saliha bugün, doğum günü Kafka'nın.
eminim hatırlamazsın da
kavuşamadığımız tüm yerlerde
anıyoruz işte kendisini bi' şekil.
pasta bile kestik kendisine
sahiden
haberi olmadı Kafka'nın.
sanırım bizim bile.
Saliha bir gün doğmazsa Ay pencerende
bil ki,
tam yedi durak kadar geleceğim kapına.
ne senin haberin olacak ne de benim;
ama işte o zaman
koca koca yılları tek lokmada
götüreceğiz midemize.
çok az zaman kalacak sindirmemize.
olur da rast gitmezse
hatırla,
çoğu şeyi sindirememiştik
zaten hayatta.
Pazar, Haziran 16, 2013
yoksa
bazen usulca
mezarıma gömülmek istiyorum
eğer müsade edersen tabii,
yani gülümsersen diyorum.
ve la plage çalsın isterim
son kez kulaklarında
pek sevilmeyen bir fransızın kaydından.
ve bir işaret bekliyorum
sende kalan bana dair.
uykum geliyor.
bir dakika,
yoksa?
mezarıma gömülmek istiyorum
eğer müsade edersen tabii,
yani gülümsersen diyorum.
ve la plage çalsın isterim
son kez kulaklarında
pek sevilmeyen bir fransızın kaydından.
ve bir işaret bekliyorum
sende kalan bana dair.
uykum geliyor.
bir dakika,
yoksa?
anlamlandıramamak seni #1
bugün sana ikinci kez
bir şiir yazmak istedim
amma pek de rast gitmedi,
ben duvarlara baktım
baktı duvarlar bana.
sonra
masada soğumaktan sıkılmış
kahveye çok duygulu baktım,
o bana bakmaya yeltenmedi.
sahiden,
ne kadar da çok ortak noktanız
var gibi görünüyor,
uzaktan bakınca.
kahveyle oldukça yakındık oysa
-senin için aynı şeyleri söyleyemiyorum.
nutkum tutuluyor ve ben
yine uzaktan bakmalara
mecbur bıraktırılıyorum.
zira
kavmin diriliyor yeniden
yağmur mezarlığından
boynunda uyumak üzre.
anlamlandırmak istemiyorum
ama
bir dakika
kimi kimin yerinden ediyorlar
allah aşkına
milena, bir şeyler yapsana?
ya da her neyse,
mezar olsun bana
sevemediğin beneklerin.
-mutsuzluk kraliçesini
derhal
indirin tahtından.
bir şiir yazmak istedim
amma pek de rast gitmedi,
ben duvarlara baktım
baktı duvarlar bana.
sonra
masada soğumaktan sıkılmış
kahveye çok duygulu baktım,
o bana bakmaya yeltenmedi.
sahiden,
ne kadar da çok ortak noktanız
var gibi görünüyor,
uzaktan bakınca.
kahveyle oldukça yakındık oysa
-senin için aynı şeyleri söyleyemiyorum.
nutkum tutuluyor ve ben
yine uzaktan bakmalara
mecbur bıraktırılıyorum.
zira
kavmin diriliyor yeniden
yağmur mezarlığından
boynunda uyumak üzre.
anlamlandırmak istemiyorum
ama
bir dakika
kimi kimin yerinden ediyorlar
allah aşkına
milena, bir şeyler yapsana?
ya da her neyse,
mezar olsun bana
sevemediğin beneklerin.
-mutsuzluk kraliçesini
derhal
indirin tahtından.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)