Cumartesi, Haziran 25, 2011
Sana yaşama demiyorum, yaşa ama hobi olarak yaşa
Oku, işe gir. Evlen, ev al, kredi çek. Borçlan. Daha çok çalış. Bu arada telefonun filan da eskidi senin, bi smartphone denemek istemez misin, çocuğun da çok özeniyor, ona da al istersen, hem öyle % 00.2 indirim yapıyoruz, şahane dimi? Daha çok çalış, daha çok, daha. Pırlanta fiyatları düşmesin diye rezervlerdeki fazlaca elmasları yakıyoruz, karbon oluyor, bi' kıymeti kalmıyor. Ama kimsenin haberi yok. Sana suyunu az az kullanmanı söylemedim mi?! Sularımızı boşa harcıyorsun. Ha ben mi? Senin 1 yılda harcadığın/harcayamadığın suyu bir günde kirletiyorum, şirketimizin geleceği buna bağlı çünkü. Haha, çok konuşma. Bana muhtaçsın. Ben olmazsam para kazanamaz, borçlarını ödeyemezsin, sus. Yenilebilir enerji kaynakları herkese yetmez bi kere. Hem sen bunu nereden duydun? O araştırmaları sonlandırmalarını ve sonuçlarını gizlemelerini söylemiştik, hay aksi. Tabii ki petrol kullanacaksın. Enerji şirketlerinin başındaki de benim bir kere, patrona karşı mı geliyorsun? İşine son vermemi mi istiyorsun? O zaman borçlarını nasıl ödeyeceksin? Afeerin, susmak en iyi cevaptı. Maaşına % 0000,9 zam yapıyorum. Şimdi sevinebilirsin. Sevin dedim! GDO iyi bir şey bi kere! Monsanto'nun başında olmamla hiçbir alakası yok bunun. Belki var, azıcık ama. Bu seni hiç ilgilendirmez. Tamam, genetiğiyle oynadığımız mısırlar farelerde karaciğer ve böbrek yetmezliğine sebep olabilir; ama mısırlarımız gerçekten çok kaliteli ve insanlık yararına. Bana hâlâ inanmıyorsan reklamlarımızı izle. Yaptığımız işi şirinleştirmek için çok para harcıyoruz bu işe çünkü. Bu arada kazandığım milyonlardan zarar etmemek adına yeni bir eleman almıyorum sana yardımcı olacak. Tabii, günde sekiz saat çalışıyorken on iki saat çalışacaksın ama olsun, yaparsın sen. Off, lafa tutma beni artık, yeter. Haftaya çok önemli bir silah satış antlaşması yapacağız, sömürdüğümüz ülkelerden biriyle. Boşuna yaratmıyoruz terörü bi kere biz. Haftaya kadar Dubai'deki adamda çocuklarımla vakit geçirmek istiyorum. Bu arada, senin de çocuğun vardı değil mi? Ona vakit ayırmayı ihmal etme sakın. Unutmadan, ekip arkadaşını işten kovdum, işçi hakkından filan bahsetti durdu. Yerini birini alana kadar idare et biraz olur mu, günde on altı saat çalışman gerekecek belki ama; yaparsın sen.
Ben zaten sana yaşama demiyorum, yaşa ama hobi olarak yaşa.
Çarşamba, Haziran 15, 2011
Saçma
- Bu salak ruhani perhiz dönemimde hiiiçbir bok yapamamış olmama rağmen sonunda bir film izleyebildim, fena sarstı. Dante'nin İlahi Komedya'sını okumadığım için film-kitap uygunluğu kritiği yapamayacak olsam da Dante's Inferno hakikaten can yakıcı olmuş. O ne cehennemdi lan öyle? Kahramanların ses tonu da on numara olmuş. Çok etkilendim abi. Çok büyük adammışsın Dante, çook. Seri devam ettirilir mi bilmiyorum amma, bekliyorum doğrusu. Şüphesiz ki bu filmi izlemekte biiiinlerce ibret var. (Bkz: feyyaz)
- Öte yandan asırlardır okuyup da bitiremediğim De Profundis var. "Suffering is permanent, obscure and dark." diyor Oscar Wilde, yüreğim kaldırmıyor vallahi.
- En hüzünlü bağımsızlık: Yalnızlık.
- Seçimlerden sonra "işe bir de olumlu tarafından bakmak gerekiyor, bakınız her iki kişiden biri akepe'ye karşı" diyen insanlar var. Ohannes diyorum, bu kadar da Pollyanna olunmaz.
- Yukarıdaki vinyet Dante's Inferno'ya ait değil bu arada. The Truman Show'a ait sanırım. Dante's Inferno'dan bahsederken onu koymak çook saçma oldu farkındayım da, bu yazıyı yazarken aynı olay başıma geliyor maalesef.
- Tarihin en saçma yazısını Malt'la kapatalım en iyisi. Her şey, herkes değişiyor ama sen değişme bu klibin saf kızı. N'oolur.
Pazar, Haziran 05, 2011
Önizleme
- Seçim zımbırtısı bitse de gitse yahu artık. Fena sıkıcı olmaya başladı, vasat parti şarkıları, "parti fanatizmi" yapan insanlar filan. Yok efendim araba camlarına afişler yapıştırmalar, parti bayrakları asmalar filan. Yıl olmuş 2011, hâlâ seçim vaatlerine inanan insanlar mı var yahu?
- Daha yazılı sınavda farklı kitapçıkları aynı zorlukta sormaktan aciziz, koca ülke mi adaletle yönetilecek yani, bu mudur, buna mı inancımız tam?
- Tartışmak çıplak elle bok temizlemeye çalışmak gibidir. Ne boku temizleyebilirsin ne de elin temiz kalır.
- Olafur Arnalds - Eulogy for Evolution: Evcilleştirilen hayatlarımız için ihtiyaç molası. Dinleyin, dinlettirin.
- Taaa 17. yüzyıldan elin İzlandalısı yaftalamış bizi, Tyrkjaranid diye. "Adam Kaçıran Türk" demişler. Ne bok yemeye taa oralara esir toplamaya gitmişiz bilmiyorum da elemanlar bizi 17. yüzyılda çözmüş abi, biz ise kendimizi 21. yüzyılda hâlâ çözemedik.
- Tyrkjaranid demişken; "İsim Şehir Hayvan" Yılmaz Özdil'den. Kitap çıkalı hayli oldu amma anca yazabildim. Şüphesiz bu kitabı okumakta biiiiiiinleerce ibret var. (Bkz: feyyaz)
- Anatolium'da Mehmet Turgut fotoğraf sergisi var, "Sanatolium" diye sergi yeri gibi bir şey de yapmışlar, orijinal olmuş. 46'nın kapaklarını zaten takip ediyorduk da, gidip görmekte fayda var. 12 Haziran'a kadar devam ediyor.
--
İçli Köfte'ye pek benzedi diye Seyit Ali Aral'a da ayrıca özür maili attım, hööeee İçli Köfte gibi yazmış filan denmesin sonra.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


