O, kendini bilemiyor!
telefonlar
sarja takılabilir
amma
insanların böyle bir hakkı yok.
bilindiği
üzre
yaşamayı
seçemediği gibi
ölmeyi de
seçemez insan.
varsın
sevdiğin tüm şeyler kurusun
sana bir şey
olmasın milena.
modernizm
filan diyorlar kafam çok karışıyor
sevmenin de
moderni mi olurmuş allah aşkına?
okuduğun o
post modern şiirler
inan ki
bende hiçbir şey ifade edemiyor.
bir dakika,
o kitaplar hiç mi beni anlatmıyor?
faniyat kötü
ama sen daha
kötüsün milena!
-benim kadar
değil.
ölümün hangi
türlüsü acıtmaz
söyle de ona
göre ölelim.
beklemeler
çok uzun ama
sen hiç
uzunca sevemiyorsun,
öküzün
öküzlüğü fıtrattandır da
peki senin
insanlığın nerede milena?
bazen sana
tek cümle kuramıyorum
tam on üç
harf;
ama on üç
lanetli
-yani
affetmezsin de
senin kadar
olmasın.
alarmın
çalar da günün birinde
-eğer
uyanamazsan-
her
erteleyişinde alarmı tekrar tekrar
ama tekrar
tekrar
seni uykuya
iten mahmurluğun olayım.
tek-tekrar.
hakikaten,
ne sen
uyanmak istiyorsun
ne de ben
uyumaklar peşindeyim
ben bazı
geceler sifon sesinden dahi korkuyorum
sense
diyorsun ki ta-ta-ta-tam bir canavarsın
sifondan
korkan canavar mı olurmuş canım?
konuşsana
milena, ne diye susuyorsun?
sifon canını
senin!
ölüm yakın
arkamda
oturan o yüksek maaşlı, takım elbiseli
kendince
istanbul hanımefendisi
eli bıçaklı,
boğazımı her
an kesebilir.
otobüs kan
kokar, ben ölürüm,
kuşlar uçar,
kediler uyur.
sen yine
yaşamaya devam edersin,
ama inan çok
uzaktasın
yaşamak ve
öldürmek için.
işte bu
yüzden,
eğer benden
evvel ölürsen
gelip de ta
mezarının ortasına
garip garip
şiirler dikeyim!
şair de
yanılır,
gidişini
"başka türlü" değil de
inan ki,
ben hiçbir
türlü açıklayamıyorum
milena.