Cuma, Kasım 30, 2012

tuvalet kağıdı üzerine fragmanlar #3


Bir bakıma, dedi Raban. Bir bakıma, gece aydınlatıyordu pisliğinizi. Ve siz, işte bu yüzden geceleri çokça uyurdunuz. Tüm bu gerçekliğe gözlerinizi yummaktı tüm isteğiniz. Bunların altını üstünü pek çok ıvır zıvırla doldurur, gecenin çirkinliğinden bahsederdiniz. Yanılıyordunuz ve daha kötüsü, yanıldığınızı görmüyordunuz. Çirkin olan sizlerdiniz. Geceden korktuğunuz için uyurken bile odanızı aydınlatır, işe güce yaramayan “gece” lambalarınız altında usul usul erirdiniz. Korkularınızın boyunuzu aşışını aynı umursamazlıkta seyreder, övgülere sığdıramadığınız uykularınıza saklanırdınız. Tüm bu gördüğün, göremediğin denizler de geceyi savunur, dedi Raban, düşünürken daldığı yerlerden geri dönebilmek için tekrar tekrar çabalarken. Ondandır her gün güneşi yutmaya çalışarak geceyi çağırışları. Her ney… Raban, sözlerini tamamlayamadı. Bu sefer başaramadı, sonsuz düşünce çöplüğünden geri dönmeyi. Oracıkta kalıverdi, gece onu da yutmuştu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder