ben seni bir kez okuyarak
çok yerlere vardım Saliha,
görmeliydin. cümleleri nesnesiz
belki biraz da öznesiz bıraktık
böylelikle "seviyorum" dendi bir kez
hâlâ kulaklarımda, büyük komplo
sana varsaydık savaşlar biterdi
en azından yüreklerarasında.
sayfaca fazlalardı ve ellerinde
kelimeleri vardı cümlesi
hiç kurulmazdı belki de
belki de nice beterleri
kelimelerime derhal su verin!
böylelikle değerdim belki saçına
kokusunu duymam görürüm belki.
belki büyüyünce anlardık
ne dememek istediklerini.
biz büyüdükçe ama
ellerin kadar güzelce büyüyünce
yani şiir gibi diyorum,
anlasana!
gri topraklar örttüler üstümüze.
ve ben,
ne kadar düzenli telefonlar etmiyorumdur
muhakkak sana,
ne çok acı var!
meşhur dazz javulcusu ölüyor kulaklarımda
gömmemek gerekirdi yağmuru toprağa
tüm şehir ağla ister böylelikle
kaç kulaç uzaklaşabildin
gönüller-arası bu savaşında?
kazanmak her zaman da biraz kaybetmektir
bütün sokaklar bunu haykırır şimdi,
isa biliyor, şeyhin kulaklarında.
~
dünyaya gelmek bile
tam tamına on asırlık cevap hakkı ediyor
Saliha, zamansız alıyorlar elimizden
binlerce ölmek yapar her şeyi toprağa
ama her şeyi toprağa gömmek.
işte bu müzikler hep derin karanlık eder
tüm kitaplar yeniden yazılır,
denklem sağlama alınır, biri daha ölür
methiyeler düzülmez arkamızdan
en azından bana öyle gel-eeyore!
ve ben son kez gözlerinde-n
d-
üşü
yor
um.
eeyore'a.
olağanüstü ilan hallediliyor
müzik başlıyor, gramofon sahte.
kitaplar dolusu cümle aramıza giriyor
ekseninde devriliyor yağmur
ve sen
ne de güzel giyiyorsun
gri gökyüzünü üzerine.
meşhur eklenince ismin başına
dükkan daha çok iş yapıyor diyor
esnaf sahi,
seni öyle meşhur seviyorum ki!