Cumartesi, Nisan 09, 2011
Şaka
Bazen çuvallıyorsunuz konuşma ortasında yarım yamalak öğrendiğiniz bilgi kırıntılarıyla.
Ama biz şaka yaptığınızı çok iyi biliyoruz. Keza asla yanlış yapmazsınız ve her ne yapıyorsanız zaten bilmemizi sağlarsınız. Şişer, şişer ve tekrar şişerek öylece kalırsınız. Tüm doğrular zaten sizdedir, olmayan doğruyu da satın alırsınız. Her şeyden uzak kalmaya çalışıp her şeye öylesine yaklaşırsınız ki aslında. Tüm bunlar olup biterken şişmeye devam edersiniz, gökyüzüne sizi izlemek için çevrilmişken o "sıradan" insanların başları, gün gelir; patlarsınız. Ve büyüttüğünüz egonuzun ardındaki asıl sizi, o bomboş sizi, herkes görür. Herkes görür de, bakalım siz görebilecek misiniz "Ben herkesten farklıyım!" diye haykırırken aslında daha da herkesleştiğinizi.
Pazar, Nisan 03, 2011
Neler oluyor?
Evet efendim. Alex Cherry abimizin yine harikulade bi' portfolyosudur solda duran. Evet, tam da o kadar büyük durmalıdır anasını satayım.
Neyse.
Neler oluyor hulen? Nerede kaldı o laz mantığı ile "yatçaz kalkçaz, yatçaz kalkçaz sonra bi' bakmışsın geçmiş günler" dediğimiz vakitler? Bi' gün atraksiyonsuz geçsin mıçtımın dünyasında. Dünya çamurun içine böylesine hızlı yuvarlanırken bizimkilerin olaylara tepkisi de bi' acayip. Bizimkinden başka hangi ülkenin yöneticileri "Fukişima'daki radyasyon Türkiye'ye gelmez, aramızda dağlar var" ya da "Ne korkuyorsunuz uleen nükleerden, evinize tüp almıyor musunuz sanki, o da patlayabilir" diyebilir allasen ya?
Hadi neyse, dünyayı boş verelim -nasılsa aramızda dağlar var- kendi içimizde de trajikomik şeyler yaşayıp durmaktan bıkmadık mı yahu?
Milyonlarca öğrencinin ümit bağladığı bir sınavda şifre iddiası bile olmamalıdır efendim, bu şey gerçek olmasa bile lafı yeter. Ha varsa boku çooktan çıkmıştır zaten! Hadi onu geçtim, sırf doğan bebek başına devletten daha çok para alabilmek için sağlıklı bebekleri erken doğurtan, sağlıklı doğan bebekleri -sözde- yoğun bakıma sokan ve pek çok bebeğin ölümüne yol açan hastane filan bile varmış bu ülkede? Bu kadar mı alçaldık ulan, bu kadar mı para hırsı bürüdü gözümüzü? Hırs demişken, hırs; Arapça'da çiftleşme zamanında çiftleşemeyen develerin ağzından akan sıvıya denirmiş. Cuk diye oturdu dimi?
Neyse yahu. Biz; tüketim çılgını, televizyon müptelası filan olup Justin Bieber dinlemeye devam edelim anasını satayım. Dert, tasa kalmıyor azizim alışveriş yaparken altın suyuna batırılmış ultra-nano titanyum uranyum karbonfiber kaplama kulaklılarımla Justin Biber dinlerken, inanılacak şey değil dimi?
Hahayt, üzülme ama şekerim sende o kulaklıklar yok diye :((
Son olarak;
(bkz: özgürlük) < klik!
Neyse, biraz daha izdivaç filan izleyip kendime geleyim. Ne saçmaladım böyle.
Neyse.
Neler oluyor hulen? Nerede kaldı o laz mantığı ile "yatçaz kalkçaz, yatçaz kalkçaz sonra bi' bakmışsın geçmiş günler" dediğimiz vakitler? Bi' gün atraksiyonsuz geçsin mıçtımın dünyasında. Dünya çamurun içine böylesine hızlı yuvarlanırken bizimkilerin olaylara tepkisi de bi' acayip. Bizimkinden başka hangi ülkenin yöneticileri "Fukişima'daki radyasyon Türkiye'ye gelmez, aramızda dağlar var" ya da "Ne korkuyorsunuz uleen nükleerden, evinize tüp almıyor musunuz sanki, o da patlayabilir" diyebilir allasen ya?
Hadi neyse, dünyayı boş verelim -nasılsa aramızda dağlar var- kendi içimizde de trajikomik şeyler yaşayıp durmaktan bıkmadık mı yahu?
Milyonlarca öğrencinin ümit bağladığı bir sınavda şifre iddiası bile olmamalıdır efendim, bu şey gerçek olmasa bile lafı yeter. Ha varsa boku çooktan çıkmıştır zaten! Hadi onu geçtim, sırf doğan bebek başına devletten daha çok para alabilmek için sağlıklı bebekleri erken doğurtan, sağlıklı doğan bebekleri -sözde- yoğun bakıma sokan ve pek çok bebeğin ölümüne yol açan hastane filan bile varmış bu ülkede? Bu kadar mı alçaldık ulan, bu kadar mı para hırsı bürüdü gözümüzü? Hırs demişken, hırs; Arapça'da çiftleşme zamanında çiftleşemeyen develerin ağzından akan sıvıya denirmiş. Cuk diye oturdu dimi?
Neyse yahu. Biz; tüketim çılgını, televizyon müptelası filan olup Justin Bieber dinlemeye devam edelim anasını satayım. Dert, tasa kalmıyor azizim alışveriş yaparken altın suyuna batırılmış ultra-nano titanyum uranyum karbonfiber kaplama kulaklılarımla Justin Biber dinlerken, inanılacak şey değil dimi?
Hahayt, üzülme ama şekerim sende o kulaklıklar yok diye :((
Son olarak;
(bkz: özgürlük) < klik!
Neyse, biraz daha izdivaç filan izleyip kendime geleyim. Ne saçmaladım böyle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
