- "Beyfendiiiii, siparişinizi alabilirim." diye seslendi kasadaki kadın çılgınlar gibi birbirine sarılan çifte. Önümdeler, doğal olarak hemmen siparişimi verip yemeğimi yiyebilecekken ben bu skimsonik çifti beklemek zorunda kalıyorum, istiflerini hiiiç bozmuyorlar. Abi 10 saniye ayrıl bari, 10 saniye öpme sevgilini, korkma o 10 saniye içerisinde başka birini bulmaz, istese de bulamaz, rahat ol. Yok efendim, yalayıp yutmaya devam. "Muaaaaaaaaaah, biz, muaaaaaaaah, iki muuuuuch hambur hüüp ger istiyooor..." şeklinde konuşuyor, parayı uzatacakken kız arkadaşını beraberinde sürüklüyor filan, rezillik. Abi tamam, dilediğin gibi sev, ne yaparsan yap; amma yalnız değilsin, o siparişin verilmesi gerek ki arkada uzayıp giden kuyruk eriyebilsin ve belki de en önemlisi, her zaman bu kadar tepkisiz kalmayabilirim. asdf. Watch your back!
- Bir de, "ühühühüv, çok yalnızım, ilgiye, bıdıbıdıya ihtiyacım var" deyip ota boka saranlar var. Babalar, biraz sakin. Sonra "ilişkim neden iki saat elli yedi dakika sürdü lan" moduna girip, plastik bardaklarda içki içmeye filan çalışıyorsun, arkanı yine biz topluyoruz. İstersen yapmaya devam et, beni hiiiiiiç bağlamaz; ama komşulara karşı çok ayıp oluyor cnmss :(:( Hayır anlamıyorum, salak salak işler yapıp yapıp ardından böyle aşkın bilmem nesini!!!!!!!!!11birbir havaları nasıl oluyor? Haa şeyi de unuttum, "lütfen beni bırakma, sensiz en karanlık zindanlarda, diplerdeyim!" mevzuu var, biliyorum inanıyorsun, inanmasan bile inanır gibi oluyorsun, yazık etme kendine. Hani uzun bi' ilişkin olsa anlarım, o zaman alışkanlıklar filan falan, daha zor olur tabii. Güzin abla rulezz.
- Aşkını dağlara bayırlara ne bileyim, haykır benden uzak bi yerlere. Asla olmadığın ve asla olamayacağın insan gibi davran; şaşırt, yanılt, salaklaş. Amma benden uzaklarda yap ne yapacaksan. Hele yemek yiyecekken böyle işler asla yapma b'ooolum. Sizden böylesine kaçarken, yine size rastlamak o kadar sinir bozucu ki.
Yazıyla birlikte elemanın sipariş verme eylemi de son buldu asdf. Detz may tööörn.
Pardon, bi steakhouse menü. (1.8 sn)
Pazar, Kasım 13, 2011
ziyan ilişkiler
Pazartesi, Kasım 07, 2011
Gece
"Gömülmek geceye. Bazen düşüncelere dalmak için baş eğilir ya, işte öyle, düpedüz gömülmüş olmak geceye. Çepeçevre insanlar uyumaktadır. Ufak bir oyunculuk, masum bir kendini aldatış, sanki evlerde uyumaktadırlar, sağlam yataklarda, sağlam çatılar altında, döşekler üzerinde boylu boyunca uzanmış ya da büzülmüş, çarşaflar içinde, yorganlar altında gerçekte bir araya gelmişlerdir. O, bir vakitler ve sonraları olduğu gibi çöl bir yerde, açıkta bir konak, sayılamayacak kadar insanlar, bir önder, bir kavim, soğuk bir gök altında, soğuk topraklar üzerinde, önce ayakta. Şimdi savrulmuş yerlere alınırlar kolları üzerine bastırılmış, yüzler yere doğru, sakin soluyarak. Ve sen uyanık durursun, nöbetçilerden birisin. Yanı başındaki çalı çırpı yığınından yanan bir odun parçasını sallayarak sana en yakınını bulursun. Neden uyanıksın? Birinin uyumaması gerekiyor işte. Birinin olması lazım." K.
Cumartesi, Kasım 05, 2011
5 Kasım filan falanı
Filmde şöyle şöyle oluyor, dışdış insanlar ölüyor gibisinden pek bir şey söylemeyeceğim; lâkin hâlâ V for Vendetta'yı izlemeyenler varsa bu 5 Kasım'ı hadi olmadı bu tatili değerlendirsin, ayıp olm. Twilight kalitesi altında ezilen bir film kabul ediyorum, ki facebook'ta orada burada Twilight'ın 25 milyon ayranı varken V for Vendetta 1 milyon hayranla zaten Twilight ile zaten yarışamaz, Twilight nereye V for Vendetta nereye olm bi' kere? 1 milyon gerizekalı olarak ne yapsak ne etsek, hayallah :(:(:(
Her neyse, Twilight ile daha fazla kirletmeyeyim ortalığı. Ama hakikaten, yapmayın b'oolum, düşünün azıcık. "V for Vendetta'da inanılmaz mantık hataları!!!11bir" şeklinde link ile gelirseniz fena göt olduğumu sanırsınız kabul; ama olay bir şeyleri görebilmeyi öğrenebilmekte, ne bileyim, dünyayı daha az yaşanılabilir kılan şeyleri fark edebilmekte sanki. Ama o 25 milyon ayranın altında eziliyorsunuz tabii. "Hobarey maskeleri alalım, sokağa çıkalım, orayı burayı havaya uçuralım" da değil olay, bırakın o işleri o ayranlar yapsın. Bizler, düşünebildiğimiz kadar varız.
Filmi kaçıncıya izliyorum bilmiyorum, tüm o hikayenin yanında Evey giderken V'nin maskesini fırlatıp ağlaması bana en sağlam yermiş gibi geliyor, çöp adam çizilmiş bir tabloya bakıp derin anlamlar sezdiğini zannedip de "ressam burada şöyle şöyle hissettirmek istemiş" şeklinde bıdıbıdı yapan insanlar gibi konuştuğumun farkındayım. Ama harbiden büyük acziyet be abi.
Yine uyumayı becerememiş biri olarak fazla uzatmaktan ziyade "There are 872 songs in here. I've listened them all... But I've never danced to any of them." diyen V'nin o "malum" üç şarkısıyla toz olup gidiyorum.
İyi 5 Kasım'lar.
Her neyse, Twilight ile daha fazla kirletmeyeyim ortalığı. Ama hakikaten, yapmayın b'oolum, düşünün azıcık. "V for Vendetta'da inanılmaz mantık hataları!!!11bir" şeklinde link ile gelirseniz fena göt olduğumu sanırsınız kabul; ama olay bir şeyleri görebilmeyi öğrenebilmekte, ne bileyim, dünyayı daha az yaşanılabilir kılan şeyleri fark edebilmekte sanki. Ama o 25 milyon ayranın altında eziliyorsunuz tabii. "Hobarey maskeleri alalım, sokağa çıkalım, orayı burayı havaya uçuralım" da değil olay, bırakın o işleri o ayranlar yapsın. Bizler, düşünebildiğimiz kadar varız.
Filmi kaçıncıya izliyorum bilmiyorum, tüm o hikayenin yanında Evey giderken V'nin maskesini fırlatıp ağlaması bana en sağlam yermiş gibi geliyor, çöp adam çizilmiş bir tabloya bakıp derin anlamlar sezdiğini zannedip de "ressam burada şöyle şöyle hissettirmek istemiş" şeklinde bıdıbıdı yapan insanlar gibi konuştuğumun farkındayım. Ama harbiden büyük acziyet be abi.
Yine uyumayı becerememiş biri olarak fazla uzatmaktan ziyade "There are 872 songs in here. I've listened them all... But I've never danced to any of them." diyen V'nin o "malum" üç şarkısıyla toz olup gidiyorum. İyi 5 Kasım'lar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
