"Oku diyorum, oku oku oku. Okuyamıyor musun? Sürün sürün sürün sürün. Ve tabii ki büyü büyü büyü büyü. Ah, bir de fakirdin değil mi sen? Yürü yürü yürü yürü. Al eline bu silahı. Kıpırdama. Öl öl öl öl. Daha doğrusu, yerine diğer fakirler gelene kadar yaşamak zorundasın, yaşa yaşa yaşa. Ya da öl, umrumda değilsin. Bir iki yalan söyleyince heer şey düzeliyor zaten. Baam! Lafım bitmeden ölme! Emrediyorum! Adını dahi bilmiyorum senin; ama bak, şanslısın. Televizyona çıkmak kolay mı oooğlum? Fotoğrafının altında adın yazacak, herkes seni tanıyacak. On, on bir saniye. 'ç-çç' diye bir ses duyacaksın ardından, insanların kafasında ancak bu kadar yer edeceksin. Amma olsun. Nasıl da heyecan verici değil mi? Sen orada salak bir kurşun tarafından öldürülürken, her şey bu kadar basit olacak işte. Ne sandın dostum? Hahaha, politikacıyım ben, işim bu. Vaadedip sömürmek. Bu zamlarla zaten yaşayamazdın sen. Bana para kazandırmıyorsan değerin de yok demektir zaten, biliyorsun. Ölmekle ne de iyi ettin..."
diyen yöneticilerimiz olduğu için zaten çok şanslıyız, minnettarız. Yahu, koca yıl oyh şu göğüslere de bak, oy aga plastik bardaklarda efes içelim mie, sigara da alalım mı, kopya çekelim, soyalım, hırsızlık yapalım diyen adamların toplanıp "Allaaaaaaaaaaaahuekber" naraları atmaları ne kadar doğru ve ne kadar samimi babalar? Koca vaktini apışaranı karıştırarak geçir sonra bıdıbıdı "beni askere alsalar var yaaağ". Bir kısmınız canla başla bağırıyorsunuz, ki ayrıldığınız kız arkadaşlarınıza bile accayip yaratıcı küfürler edebilirken siz, asırlardır aynı sloganla terörü lanetliyorsunuz. Bir kısmınız kafileden ne uzak kalıyor, ne de kafileye yakın duruyor. "Hem onlardan gibi görüneyim hem de arkada telefonumu kurcalayıp cool olayım" diyor... Benim gibi garipler de "Lan ya bana saldırırlarsa bu gazla?" korkusu taşıyor hulen. Evet, tepkili olmak iyidir. Toplanmak da iyidir. Ama bu iş pilav gününe buluşup gitmek gibi bir şey değil ki? Bir de bunu hebele höböle kitaplar pahalı ondan kitap okumuyorum deyip ota boka zibilyonlar yatıran sen yapıyorsun. Arada okuyorsun elbette hakkını yemek istemem. İddaa ekleri yahut Posta gazetesi filan değil mi? Hadi tamam, vatan için sen de ölürsün. İyi de, ölmek gerekmiyor ki, ölüm oldukça ucuz zaten. Ölüm çözüm değil. Bir boka da yaramıyor üstelik. Acı ama gerçek şöyle bir şey var: 1953'te ABD Dışişleri bakanı bilmem kim, NATO'ya en ucuz askeri Türkiye'nin sağladığını söylemiş. "Bir Türk askeri bize 23 sente mâl oluyor" demiş... Can Dündar'ın yalancısıyım vesselam. Hangi kitabıydı pek hatırlamıyorum amma. Ha tamam yıl olmuş 2011, 100'e katlansın 23 sent istersen. BİR BOKU DEĞİŞTİRMEZ. Dirin 23 sent ediyor, ölün zaten iplenmiyor! Bu kadarsın dostum politiklerin gözünde. Bıdıbıdı amerika deme bana hiç. Ayrıca, bu ülkeyi kıraathanelerde, batak masalarında da kurtaramazsın, kurtaramadın da. Kurtaramayacaksın üstelik. "Donum araya kaçtı, dur bi kalkayım da düzelteyim." deyip ardından "Aa, insanlar yürüyormuş. Hazır kalkmışken gidip katılıp stres atayım" mantığıyla hiçbir yere varamazsın. Politiklere inanmak da bir çözüm değil üstelik. Medyaya da inanma! Saldırı gece 1'de olurken senin haberin sabahın bilmem kaçında oluyorsa, aptal aptal programları 364 gün ekranda tutup şakacıktan "ühühüv, çok üzülüyoruz yayın yapmıciiiiiiiiiz" demelere neden inanasın ki? İnanmamanı sağlayacak ve belki düşünmene yardımcı olacak beyin hücrelerine sahip olduğunu umuyorum.
Oyunundan çaldım çok özür diliyorum. Sadece "samimi ol" demek istemiştim.
Sövgülerle.
Şimdi oyununa geri dönebilirsin.
Hiçbir şey olmamış gibi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder