Cumartesi, Mayıs 19, 2012

tuvalet kağıdı üzerine fragmanlar #1



Başkaları için günler değişiyor, dedi Raban, hep başkaları için.  Günler evrilse, vakit filan büzülse de o, sanki o grilikten kaçamayacaktı. Tek yapraklı bir takvimi vardı onun, aynı zamanda bir saati. Akrepsiz, yelkovansız. Zaman hep gri’ydi.  Gri, hilesizdi. Renk çalarken “başkaları” hayatlarına, hakikaten bir şeyler “çalıyorlardı” kendilerinden olmayanlardan. Kimse umursayamadı. Eriyip giderken griliklerin içinde, birilerinin onlar için biçtiği rolden öteye gidemediler  hiçbir zaman. Renk içindi tüm bu aptallıkları. Aslında renk sandıkları da gri’ydi. Ötesi var mıydı ki böylesinin? “İnsanlığın bu kadar aptal olmaya hakkı yok aslında.” Diye düşündü Raban, tek arkadaşı Ahraz’ın evine geldiğini henüz fark etmemişken. Kalabalık bir kütüphanenin en terk edilmiş köşesinde karşılaşmışlardı onlar. Kimsenin okumadığı kitapları okurlardı nedense, garipliğin kimde olduğunu pek de umursamadan. Aptallıklarını fark edemeyen ölümlülerin gözünde neyi, neden umursasınlardı ki? Raban kapıyı açtı, Ahraz göz ucuyla masadaki kağıtları gösterdi,  battaniyeyi üzerine çekerken.
“M”
Raban’ın görebildiği tek şeydi bu, çok düşünmedi.
Sıra şimdi “başkaları”ndaydı.
Bunu bildiklerinden ikisi de hemen uyumak istedi,
vakit çoktan gri olmuştu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder