Cumartesi, Aralık 03, 2011

yönetim'e

Yönetime koooocaman bir alkış. Her şeyin içine ancak bu kadar edilebilirdi yani, hakikaten. İnsanlar kobay olmamalıdır, temelde bunu düşünebilmek gerekir öncelikle. Üniversite eğitimi almış olduğunu varsaydığımız yönetimin "eğitim" içerisinde olduğunu da hesaba katacak olursak pedagoji okumuş olmamaları olasılık dahilinde görünmüyor. Tamam, kabul, pedagoji iptal, ee, bunca yıllık -sözünü ettiğiniz- tecrübe hani nerede? "Geeeeeeençler tarih okuyun" demek kolay, siz okudunuz mu peki? Sözünü ettiğiniz kitapları açıp okuyalım, tekrar, baskıcı yahut totaliter düzenlerin yani kesinlikle şu an yapmış olduğunuz şeyin beş para etmediğini yeniden görmüş olmaz mıyız sadece? Takım elbise, deri koltuklar, geniş masalar, ekranda solitaire olan bilgisayarlar filan; bunlar sizi daha mı eşit kılıyor diğer insanlardan? Emirler üfürürsünüz ve diğerleri uymak zorundadır, bu mudur? Plazma filan da alarak "bana lükslerimi verin ihtiyaçlarım olmadan da yaşarım" bıdıbıdısını çok iyi yaşatıyorsunuz açıkçası, yeniden tebrikler, iyi göz boyadınız. 
Geçen gün "her sabah 8.20'de içtimamız var" diyerek çok şeyi belli ettiniz zaten, içtima?! Tüm kelimeler aslında hiç yok muydu yoksa? "Kes sesini, odamda görüşürüz" nedense hep var oysa. "Günaydın" deme zahmetine dahi katlanmayıp mikrofona sadece elinizle vurmanıza ne demeli peki? Bu kadar mı nefret ediyorsunuz mesleğinizden? "devlet kapısı eheheh" mantığıyla öğretmenliğe başlama ihtimaliniz korkutuyor aslında. Bunca tiksiniyorsan, emekliliğe ayrılırsın, basit bir denklem gayet. Kıvrımsız beyinlerin bile algılayabileceği bir denklem. 
Yaptığınız yanlışlar sonrası "hmm, pardon" demeniz de o kadar saçma ki. Yumurta kıramamaktan filan bahsetmiyoruz, iş ciddi. Ortada ziyan olan insanlar var, bir de sizin egonuz. Tabii ki egonuz daha önemli olacak, tabii ki...
Yöneticilik kesinlikle makam koltuğuna oturup göbeklenmek değildir. Ve elbette, üst makam etrafta olunca şeker rolü yapmak da. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder